ikinci Dönem

Boo! İkinci Dönem Yedinci Sayı

, , , , , , , , , , , , , , ,

Bu sayıyı şimdi okumak için tıkla!

İkinci dönemin yedinci sayısı yayına girdi! A4 ebadında, kültür-sanat içeriğiyle dolu 84 adet sayfa ile ikinci dönemimizin yedinci sayısını isterseniz hemen internet tarayıcınız üzerinden okuyabilir, isterseniz PDF biçiminde arşivleyebilir, bilgisayardan okuyacağınız şeylerin sürekli çıktısını alıyorsanız toner/kartuş dostu yazdırılabilir sade sürümümüzü indirebilirsiniz. Bu arada, yedinci sayıdan öne çıkan başlıklar şunlar:

Hakan Küçükçınar (özel röportaj)
Senelerdir Ankara müzik piyasasında güler yüzlü tavrı ve usta müzisyenliğiyle beğeni toplayan Hakan Küçükçınar’la ilk solo albümü Aşk Merdivenleri’nden, Ankara’dan, müzikten ve daha birçok şeyden söz ettik. Sağ olsun doldur-boşalt yapmadan tüm sorularımıza samimiyetle yanıt verdi.

Mono (özel röportaj)
Güney sahillerinde başlayan, Ankara’da kesişen ve İstanbul’da son dönemecine giren bir serüvenin; Doğan Aşkıner ve Uğur Ersözlü tarafından oluşturulmuş hali Mono! Metropolün karmaşası ve yalnızlığı, güneyin sıcaklığı ve enerjisi ile harmanlanmış müziklerinin kapısını aralıyoruz.

Sınır (özel röportaj)
Geçtiğimiz Ekim ayında ilk albümleri “Gerçek Yeni Bir Rol”ü çıkaran, ikinci klibini Nisan’da yayınlayan Sınır ile geç de olsa bir araya gelip albüm üzerine konuştuk.

Volkan Ergen (özel röportaj)
Geçtiğimiz Mart ayında gerçekleşen “Güzel Ama Yalnız Kadınlar” adlı sergiye katılan, kısa film çalışmalarıyla tanınan Volkan Ergen ile bir aradaydık. Ergen’in progresif monologlarına sorularla eşlik ettik. Tercih ettiğiniz alkollü içecekten bir yudum ya da tercih ettiğiniz meyveden bir sulum eşliğinde röportaja buyurunuz…

Mono Festival
Türkiye’de son yıllarda sayısı artan (ve çoğu, tarihin tozlu sayfalarına karışan) yaz festivallerine, bu sene bir marka eklendi: Mono Festival. 30 Haziran’da Kilyos Solar Beach’te gerçekleşen festivale dair, pek çok söylem, pek çok detay var. Basın davetlisi olarak katıldığımız festivalden izlenimlerimiz burada…

Mehmet Aytekin (portfolyo)
Portfolyosunu filmli fotoğraflarla zenginleştirmeye devam eden Mehmet Aytekin, bu sayıda en sevdiği fotoğraflarıyla birlikte konuğumuz oldu.

Josef Koudelka
“Praglı Fotoğrafçı”, “Çingene Fotoğrafçısı” gibi isimlerle hafızalara kazınsa da Koudelka denildiğinde insanın gözü önünde beliriveren pek çok fotoğraf var. O fotoğraflar sadece Prag’ı ve çingeneleri anlatmıyor, Koudelka’dan da bir şeyler barındırıyor.

Yaz Olimpiyatları
27 Temmuz’da uzun süredir beklenen 2012 Londra Olimpiyatları nihayet başlayacak. Yine “dünya çapındaki spor organizasyonlarının birleştirici ve barışçıl atmosferi” soluduğumuz havada geçecek mi bilinmez ama, nostalji yine kapı eşiğinden çatık kaşlar ve buruk dudaklarla bize bakıyor. Bugüne kadarki her olimpiyattan bir tutam kayda değer olaya buyurunuz o zaman…

Türkiye’de Heavy Metal Yayıncılığı
Ülkemizde 1981 yılına kadar evlerde pikaplarla, stüdyolarda kendi çapında çalışmalarla sessiz sedasız barınmakta olan heavy metal o yıl Egzotik Band’in konseriyle ilk patlamasını yaptı. İlk “bağımsız heavy metal dergisi” Laneth’in ilk sayısı ise o konserin üzerinden ancak tam 10 yıl sonra ellerde dolaşabiliyordu. Laneth’in çıkması bir milat oldu, oradan günümüze kadar, basında gördüklerinden hoşlanmayan müzik tutkunları kendi medyalarını kendileri oluşturdular. İşi ilerletenler kaleyi içten fethetmeye karar verdiler. İki yıl önce Boo!’nun birinci dönem, 41. sayısında işlediğimiz bu “metal medya” macerasını, güncellenmiş ve genişletilmiş şekliyle yeniden masaya yatırıyoruz.

Dionysos
Dökülsün şarap, bozulsun bağlar. Toprağın beslediği tüm meyveler hayata çağlasın, aşkla dolsun insanoğlu. Çünkü zaman, Bakkha’ların zamanıdır. Kaos’un, şarabın ve bereketin tanrısı, Dionysos’un zamanı. Şarabın, zevkin, sefanın, yeniden doğuşun tanrısı Dionysos’u anlatıyoruz bu ay.

Alexander McCall Smith
Güler yüzlü, kelebek boyun bağlı ya da kravatlı, takım elbiseli, kır saçlı bir adam düşünün. Düşününce gülümsediniz değil mi? Alexander McCall Smith işte o. O da öyle gülümsetir insanı, resmini görünce de, okurken de… Felsefenin en eğlenceli halini okurlara sunan keyifli yazarlardan Alexander McCall Smith bu ayki konuğumuz.

Violent Femmes
Taklit edilmesi zor olan bir müzik türünün bayraktarlığını üstelenen Violent Femmes, bu ayki eskicinin konuğu. Endüstrideki müzik gruplarının akıl sır erdiremediği şoke edici şarkı sözlerini adeta çantada keklik bir şekilde anlattılar. Zor olanı kolay gibi göstermek onların ruhunda vardı.

Yavuz Çetin – Satılık
15 Ağustos 2001’de kaybettiğimiz Yavuz Çetin aklımıza geldi, efsane albümü “Satılık” günlerdir kulaklarımızdan eksik olmadı. Çetin’i son büyük eseri eşliğinde anıyoruz…

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… ve İlkbahar
Güney Kore’nin medar-ı iftiharı Kim Ki-duk “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… ve İlkbahar” ile sinema sanatının estetik açıdan nasıl kusursuzca yüceltilebileceği konusunda adeta ders veriyor. Üstelik bunu yaparken de tekdüzeliğe düşmeden…

J.D. Salinger – Franny ve Zooey
Salinger’ın 1955 ve 1957’de yazdığı iki öykü, iki kardeş 1961’de aynı kitapta bir araya gelmişti. Franny ve Zooey’in çevresi üzerinden Amerikan toplumu eleştiri yağmuruna tutulurken düşene bir tekme de biz vuruyor, ama bir yandan da bu çevreyi incelemeden, anlamadan duramıyoruz.

Metal Gear
1987’den bu yana elektronik beyinlerimizin ekranlarında oynayan ve oynatan Metal Gear serisinin anlamları üzerine düşünüyoruz.

Dahası var!
Hakan Övünç Ongur ile kitaplığı ve okuma alışkanlığı üzerine… Şu sıralar kitap tasarımlarına yoğunlaşan genç illüstratör Selin Arısoy… “Au Revoir, Les Enfants” filminin efsane sahnesi, Orhan Boran, TV’de 7 Gong, KONTAKT 2, Bıyıksızlar, önümüzdeki ay gerçekleşecek etkinliklerden haberler, yeni albümler, vizyon filmleri, kitaplar, oyunlar… Hala bitmedi, açın gerisini okuyun işte!

Ne düşünmektesin?

* E-posta adresi hiçbir şekilde yayınlanmayacak ya da paylaşılmayacaktır.