Manifesto

Boo!
ing. Protesto etmek, yuhalamak.
ing. Birinin karşısına aniden çıkıp, ellerini öcü gibi, umacı gibi göstererek korkuturken ağızdan çıkan kelime.
tr. Aylık kültür-sanat dergisi.

Çoğunluğu tüketmekten ve “onu giyin şunu yapın bunu alın” diyerek hayat tarzı diretmekten ibaret olan dergi dünyasına bir tepki olarak doğdu.

İnternet üzerinden bedava yayınlanır. Parası olsa anında matbaada basılabilecek şekilde hazırlanır. Müzik, sinema, edebiyat başta olmak üzere kültür ve sanatın her alanıyla ilgilenir. Moda ve teknoloji gibi tüketim olgusunun tavan yaptığı alanları kapı dışarı eder, bunların sadece yaratıcı süreçlerini içeri buyurur. Kültür-sanat etkinliklerini önemser. Mümkün olduğunca İstanbul’un dışarısına da göz gezdirir.

Boo!’nun arkasındaki fikirlerin en kısa özeti budur… Şimdi soruları alalım:

Hayat tarzı diretmek?
Künyesinde kategorisini oldukça geniş bir isimle belirtip, her sayısında içeriğini, okur kitlesini tektipleştirmeye yönelik klişeleşmiş konu başlıkları üzerine kurmalarıdır dergilerin. Nasıl ki erkek dergileri genellikle güzel kadınlardan hoşlanan, arabalara meraklı, futbol taraftarı, sığ siyasetle ilgili, plaza çalışanı, biraz varlıklı, pop müzik dinleyen, gece hayatına itirazı olmayan erkeklere hitap ediyor ve kendisini rehber gören okurlarını bu yönde dönüştürüyorsa, kadın dergileri makyaj, güzellik, giyim ve “kulağına bir sürpriz fısıldayın”dan öteye gidemeyen, kapağa her ay 72 punto SEKS yazmalarını sağlayacak cinsellik konularından geriye pek bir şey bırakmıyor. Müzik dergilerinde caz, blues, klasik müzik tamamen dışlanır, popüler müzik dinleyicileri ile arasındaki duvara bir tuğla daha atarken, yaratıcı dünyaların birçok disiplinini bir araya getiren dergiler marka ve/veya fiyat yazıp bilinçaltında “bunu alın” mesajı oluşturarak yaratıcılıktan ziyade tüketiciliği teşvik ederken, alışveriş dergileri ise parası olmayanları hiç sallamayıp, “zengin değilsen mutlu da olamazsın” düşüncesini zihinlere zerk ediyor.

Neden İstanbul’un dışarısı?
Bu genellikle başka kentlerden düşünülebilecek bir sorun. 90 yıldır çeşitli yönetimlerin neredeyse her şeyi İstanbul’a tıkması geleneğinin sonucu olarak İstanbul, şu anda bütün Türkiye’nin kendisi gibi görülüyor. Ulusal yayın yaptığını iddia eden çoğu derginin gözü İstanbul’dan başkasını görmüyor. Şehir ve şehirlilik, sadece İstanbul ve İstanbulluluktan ibaret. En basitinden, etkinlik sayfalarında diğer kentlerdeki etkinlikleri es geçiyorlar. Gözleri o kadar kapanmış ki, tek ziyaretinde 2-3 ilde konser verecek olan grubun sadece İstanbul konserini haber yapıyorlar. Boo! dergisi ilk kurulduğunda Türkiye’nin dört bir yanından katkıda bulunanı olmuştu. Şimdi 2 kişi İzmir’de, ekibin geri kalanı İstanbul’da. Ama duyarlığından bir şey kaybetmiş değil. Mümkün olduğu sürece diğer kentlerin adını zikretmekten çekinmiyor. Hatta İstanbul’u ve diğer büyük şehirleri yok sayan etkinliklere rastladığı nadir zamanlarda bu hareketleri cesur bulup takdir ediyor!